Bilişsel-Davranışçı Terapi

Bu terapinin dayandığı bilişsel-davranışçı kurama göre, hastanın sorunları ve hastalık belirtileri, geçmiş yaşam deneyimleriyle nedensel ilişki içinde olan bozulmuş düşünceler, duygular ve davranışlarla ilişkilidir. 


Bilişsel süreçler insanın dış dünyayı; çevresinde olup biten olayları, kendi yaşamını ve ilişkilerini anlamasını sağlar.  Bilişsel yapı bu yanıyla kişinin dış dünyayı gözlemlemekte ve değerlendirmekte kullandığı öznel bir süzgeçe benzetilebilir. Kişi dünyayı yani çevresindeki 
kişileri, olayları, durumları algılar ve ardından bunlara anlam verir ve yorumlar yapar. İnsanın dünyaya bakış tarzını ve yorumlarını belirleyen bilişsel yapıda yer alan temel sayıltı ve inançlar çarpık veya işlevsel olarak bozuk olduğunda kişi sorunlar yaşamaya başlar. Buna göre insanların yaşadıkları sorunlar geniş ölçüde gerçekliğin yanlış sayıltılar ve değerlendirmeler sonucunda çarpıtılmasına bağlıdır. Yani kişileri rahatsız eden duygusal sıkıntılar doğrudan olayların ve yaşananların kendisinden değil bunların algılanma ve değerlendirilme biçiminden kaynaklanır. Bilişsel terapi işte bu sorun doğuran anlamlandırma ve yorumlama biçimlerinin yerine daha gerçeklikle daha uyumlu ve işlevsel olanları göstermeye çalışır. 


Bilişsel kurama göre hastalık belirtileri, işlevsel olmayan bilişler sonucu ortaya çıkar. Bu kurama göre, aynı zamanda hastalık belirtisi de olan sorunlu davranışlar (örneğin, çok sık el yıkama) engellenirse ve bu davranışlar ile ilgili işlevsel olmayan (yanlış) inançlar değiştirilirse hastanın belirtileri ortadan kalkacaktır. Bu nedenle, seanslarda düşünce ve duyguların iyileştirilmesine çalışılırken seanslar arasındaki sürelerde hastadan bazı uygulamalar (ev ödevleri) yapması, sorunlu davranışları yapmaması istenir. 


Bilişsel davranışçı terapide sorunlu düşünceler ve inançlar terapi sürecinde olumlu yönde değiştirilebilirse olumsuz duygu ve davranışlarında düzeleceğine inanılır. Ayrıca özgül fobi tedavisinde olduğu gibi bazı sorunlarda “davranışçı” teknikler özellikle etkilidir. Örneğin, bireyi, korkulan durum ya da nesne ile aşama aşama karşılaştırarak bu nesne ya da duruma karşı duyarsızlaşmasını, artık kaygı tepkisi oluşturmamasını sağlamak gibi.


Bilişsel-davranışçı psikoterapi, kaygı bozuklukları (panik bozukluk, sosyal fobi, özgül fobi, travma sonrası stres bozukluğu, sağlık anksiyetesi), obsesif kompulsif bozukluk, depresif bozukluk ve cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde oldukça yararlıdır. Bunların dışında kullanıldığı diğer durumlardan bazıları, hipokondriyazis (hastalık hastalığı), sınav kaygısı, yeme bozuklukları/obezite, sigara bağımlılığı, internet/bilgisayar bağımlılığı, kumar bağımlılığı gibi sorunlardır.